1 Şubat 2013 Cuma

ADAK

  • Kişinin dinen sorumlu olmadığı halde kendi isteğiyle üzerine vacip kıldığı ibadettir.
  • Arapça'da adak النذر kelimesiyle  ifade edilir. 
  • Manası "vacip kılmak, gerekli kılmak, uyarmak" gibi manalara gelir.
  • Adak olarak verilen şeye "nezire" denir.
  • Kelimenin hem sözlük hemde terim manası Kuran-ı kerim ve hadislerde geçmektedir.
  • Adağın arka planında Allah'ın yardımını dileme veya samimiyetini gösterme vardır ve hemen hemen bütün dinlerde adak bulunmaktadır.
  • Orta çağ Hristiyan aleminde adak genellikle zengin bir kişinin bir din adamının türbesini inşa veya tezyin şeklinde kendini gösterir.
  • Hastalar için azizlerin kabirlerinden toprak almak, sadaka, haccetmek, mum yakmak, kilise parmaklıklarına bez bağlamak en yaygın adak şekilleridir. 
  • Katolik mezhebinde adak ve hükümleri varken protestanlıkta adak resmen tanınmamıştır.   
  • Çin'de önemli olaylara binaen adaklar adanır ve prensler tarafından sığır ve domuz, memurlar köpek, halk ise tavuk kurban eder ve adağı adayanın dudağına adak kanı sürülürdü.
  • Japonya'da ise ibadethanelerinde adak için özel mekanlar vardır.
  • Hindistan'da adak dinin önemli bir parçası ve en yayın adak şekilleri perhiz ve oruçtur.
  • Cahiliye Araplarında da önemli olaylarda, çocukları olduğunda deve sayıları yüze ulaştığında veya öç gibi durumlarda sözlü adaklar adanır ve yerine getirilirdi. 
  • Bunlar arasında en yaygın olanı yağ, koku sürmemek, cinsel ilişkiye girmemek, et veya bunun gibi şeyleri yememek tarzında idi.
  • Bütün dinlerde ve kültürlerde şekilsel farklılığına rağmen dini-psikolojik ortak bir yönü vardır.
  • Kuranda adak ne teşvik edilmiş ne de yasaklanmıştır. Ancak adanan adakalrın yerine getirilmesi emredilmiştir.
  • Bazı hadislerde adağın ilahi kaderi değiştiremeyeceği ifade edildiğinden dolayı bazı alimlerce adak boş bir uğraş olarak görülmüş ve yasaklandığını dile getirmişler.
  • Hanefilere göre, adak adamak iseter mutlak ister muallak olsun mubahtır.
  • Malikilere göre, mutlak adak müstehab ancak devamlılık ifade ederse(her p.tesi oruç gibi) mekruhtur.
  • Şafiî ve hanbelilere göre adak adamak tenzihen mekruhtur. 
  • Adağın adanmış olabilmesi için onu ifade eden bir söz olması gerekir mücerret niyet yeterli değildir.
  • Adağın şakası ve ciddisi aynı olup rıza ve ihtiyar şartı aranmaz.
  • Ayrıca adanan şeyin dinen makbul, yapılabilir şeyler olması gerekir.
  • Ve adanan şeyin günah değil hayırlı bir şey olması gerekir.
  • Günah içerikli bir adak geçersiz olup Hanefiler ve Hanbelilere göre kefaret ödemesi gerekir diğerlerini göre geçersiz olduğu için kefaret gerekmez.  
  • Adanan şeye malik olunmalıdır. Şayet ileride elde edilecekse bir kısmı bunu caiz sayarken bazıları caiz görmez.
  • Adanan şey zaten yapma mecburiyetinde olan bir fiil olmamalı(farz namaz gibi)
  • Mübah bir fiil hakkındaki adak geçersizdir. yemek ve icme gibi
  • Mutlak adak herhangi bir şeye bağlanmayan adak çeşidi iken muallak adak herhangi bir şarta bağlana adaktır.
  • Şayet adak belli bir zamana bağlanmışsa buna muayyen bağlanmamışsa ğayr-ı muayyen denir.
  • Adağın hükmünde Hanefiler adağın çeşidine değil adanan şeyin açıkça belirtilip belirtilmediğine bakıyorlar.Şayet adak ismen zikredilmiş ise yerine getirilmesi vaciptir. müphem ise niyeti ifa etmesi gerekir yapmassa kefaret ödemelidir.
  • Şafilere göre müphem adak geçersizdir.
  • Malikiler göre, her iki çeşidinde de yerine getirilmesi vaciptir.
  • Adağın sabit oluşu çeşidine, zamanına, bedeni-mali oluşuna göre değişir.
  • Adağını yerine getirmeden ölen kişi yerine mecbur olmamakla beraber velileri yerine getirebilirler.
  • Ebu Hanife'ye göre, bedeni ve mali olanlarda niyabet geçerli ama namaz da olmaz.
  • İmam Malik hiçbirini kabul etmez.
  • İbn Hazm ibadetler dahil veliler her adağı yerine getirmekle mükelleftirler der.
  • Adak sadece Allah için adanır başkası adın adamak haramdır.
  • Adak etinden adayanın kendisi, eşi, çocukları, torunları, anne-babası, dede ve nineleri yiyemez.
  • Yedikleri takdirde fakirlere sadaka vermelidirler.          

30 Ocak 2013 Çarşamba

ABDEST

  • Arapça'da  temizlik ve güzellik manasına gelen وضؤ kelimesiyle ifade edilir.
  • Terkibin aslı Farsça olup "el suyu" manasına gelmektedir.
  • وضؤ kelimesi kuran-ı kerimde geçmez onun yerine طهر ile زكي geçer.
  • Bu iki kelime genellikle manevi temizlik için kullanılmakla beraber maddi temizlik içinde kullanılmıştır.
  • Fıkıhta abdest için "taharet-i suğra" ibaresi kullanılırken abdesti gerektiren durumlar için de "hades-i asğar" terkibi kullanılmıştır.
  • İslamiyetten önceki din ve kültürlerde de sembolik yönü ağır basan bu tür temizlik törenleri yapılmıştır.
  • İslam ve diğer kültürlerde abdestin arka planını temizlik ile takdis oluşturmaktadır.   
  • Abdestin için genellikle su, su ile tuz, yağ ve kutsal ineğin idrarı kullanılmaktadır.   
  • Batılı müelliflerin "İslam dini Muhammet'in uydurmasıdır" anlayışının bir uzantısı olarak abdestin Yahudi, Hristiyan ve putperestlerden alınıp değiştirildiği iddiasını ortaya atmalarına götürmüştür.  
  • Abdest hadiste belirtildiği gibi diğer semavi dinlerde de vardı.
  • Maide-6. ayet Medine de inmiş oysa namaz Mekke dönemi miraçta farz kılınmıştır. Ancak bu dönemde Cebrail tarafından abdestin nasıl alınacağı bildirilmiş ve abdestsiz namaz kılınmamıştır.
  • Ayet, Cebrail vasıtasıyla farz kılınan bir hükmü teyid ve takrir için indirilmiştir. 
  • Zahiri ve Şiiler ayetin zahirine bakarak her namaz için ayrı ayrı abdest alınması gerektiğini söylüyorlar.
  • Hz. Peygamber ile Hulefay-ı raşidinin uygulaması da genellikle böyle olmasına karşın bunun caiz olduğunu belirtmek için peygamberimiz Mekke'nin fethi gününde aynı abdestle birden fazla namaz kıldırmış ve sorulduğunda bunu bilerek yaptığını belirtmiştir.
  • Genel sünni mezhepleri ayetteki "namaza kalktığınızda" ibaresine "abdestsiz iseniz" kaydını koymuşlardır. 
  • Bazı müsteşrikler buna dayanarak müfessirlerin kurana kendi yorumlarını desteklemek için ilaveler yaptıklarını ileri sürmüşlerdir. Oysa bu ilave değil takdiri ifadedir.
  • Ayetteki dört şarta ilaveten; Şafiler; niyet ve tertibi, Malikiler; niyet, muvalat(ard ardalık) ve tedlik(ovma), Hanbeliler; niyet ve muvalat, Hanefiler ise, bunların dışında kalanların farz değil sünnet olduğunu belirtmişlerdir.  
  • Caferiyye ayakların çıplak olarak mesh edilmesi gerektiğini öne sürmüşlerdir. 
  •  "Mest üzerine mesh etmek" Hariciler ile şiilerce kabul edilmemiştir.
  • Bu şartlar dışında abdestin sünnetleri ve âdabları da vardır.
  • Abdestte maddi temizlikten çok manevi temizlik ağır basar.
  • Abdestin fazileti ile ilgili bir çok hadis bulunmaktadır.
  • Abdestin sağlık bakımından faydaları çoktur ve tıbben kanıtlanmıştır.
  • Dış etkenlerden dolayı aşırı elektronun sebep olduğu hastalık ve sinir bozukluklarını en aza indirir.

16 Ocak 2013 Çarşamba

ÂBÂR

ilk maddemiz "Abar" kelimesidir. Bu kelimenin aslı Arapça "kuyu" manasına gelen بئر 'in çoğulu olan bir kelimedir.(الآبار) 

Peki fıkıhta nerede kullanılıyor derseniz? 

Bu kelime genellikle ve çoğunlukla klasik ve modern fıkıh kitapların ilk ve en önemli konularından biri olan "Kitabü't-tahare" bahsinin altında kuyuların necislik durumu ve bu necasetin nasıl izale edileceğiyle ilgili konularda çokça kullanılan bir kelimedir. 
  
 YENİ BİR ÇALIŞMA-DİA FIKIH MADDEERİ

Diyanet Ansiklopedisini ilahiyat camiasında olup da tanımayanımız yoktur.

Nitekim tanımamak ve kullanmamak ta büyük bir eksikliktir. Hatta iş öyle bir seviyeye geldi ki, ilahiyatlarda bunun üzerine filim ve şarkı çıkartılı oldu. 

Peki nedir onu bu kadar kullandırtan? Sadece hocaların öğrencileri ondan bıktırmak amacı mı var yoksa hocalar işin farkında da bizim de işin farkına varmamızı mı istiyorlar? 

Elbette ki, hocalarımız bu değerli çalışmanın farkında ve bizim onunla hemhal olmamız için gayret göstermekteler. 

Peki biz bunun farkında mıyız? Farkındayız ama sadece sınav döneminde.  Yani biz işi hep sınav merkezli düşünüyoruz. 

Sınava çalışırken birçok şey öğreniyoruz ve bunların bir kısmı kalıcı olup onunla eğitim hayatımıza devam etmeye çalışıyoruz. Ama bu yetmez!!!

Peki ne yapacağız veya ne yapmamız gerekiyor? İlk önce işin ciddiyetine varmamız ve kendimizi hocanın elinde sallanan bir yaprak olarak görmememiz. Hocanın verdiği okumalar dışında eksikliklerimizi tamamlamak için gayret sarf etmemiz gerekir. 

Bizde bu niyete binaen DİA maddelerini okuyup onları okumaya vakit bulamayan kişiler için kısa da olsa özetlemeye ve ana fikri vermeye çalışacağız.

Gayret bizden Başarı sadece ve sadece Allah'tandır......